yosunca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yosunca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2015 Perşembe

George Orwell - Kitaplar ve Sigaralar

Kapakta olmayan bilgiler;
Sayfa Sayısı : 119
Türü : Deneme
Özgün Adı : Books v. Cigarettes
Kapak Tasarım : Gülay Tunç

Uzun zamandır blogumu ihmal ettiğimin farkındayım, kendimi kötü hissediyorum ama bazı bazı üşengeçlik geliyor..
Tüm tozlarımı silkip yazmaya oturmamı sağlayan kitap ise bu oldu. Herkesin bu kitaptan haberi olmalı!
Orwell'ı 1984 ve Hayvanlar Çiftliğinden biliyoruz tabiki ancak onlar dışında da kitapları var ve bence bu kitap biraz özel. 
Çünki deneme kitabı olması vesilesi ile kendi düşüncelerini direkt dinliyor ve kitabın yarısından sonra küçük George ile tanışıyoruz. İlkokul yaşlarında nasıl bir hayat yaşadığına dair fikir ediniyoruz ki ben yazarların hayatlarını hep çok merak ederim :)
Kitaba adını veren deneme ise sıkça karşılaştığım bir sorunun 1930 lu yıllarda da aynen sorulduğunun bir kanıtı. 
Kitap okumanın pahalı bir uğraş olduğunu iddia edenlere karşılık 
Orwell oturmuş kitaplara harcadığı parayı hesaplamış 
ve o dönem çok yaygın olan sigara alışkanlığına harcana parayla kıyaslama yapmış. 
Sonuç mu ? Sizce :)))
Ayrıca editörlük ve sahaflık da yapmış olan Orwell o işler
hakkındaki fikirlerini de çok güzel anlatmış.
Kitapçı açmayı kendine hayal edilmiş biri olarak  bu beni biraz ürküttü denebilir.
O dönem de bile gerçek okurların azlığından, sahaflara gelen 
insan profilinin kötülüğünden  bahsetmiş..
1930 Londra'sıyla şimdinin Türkiye'sinin birbirine nasıl benzediğini 
okusanız şaşarsınız. 
Gerçi son dönemde bizde de bir okuma atağı var..
Market sepetlerine düşmüş olsa da kitaplar,insanlara ulaştığı 
sürece bence sorun yok..
Okudukça kitap kalitemizin artıp,merakımızın gelişeceğine inanıyorum.
Bu güzel karlı günlerde herkese sıcak içeçeğiyle keyifli okumalar diliyorum :)

17 Eylül 2014 Çarşamba

Golem ve Cin

Bayadır yazı işlerini savsakladım,gittiğim yerler,okuduğum kitaplar birikti.
Hani ipin ucu elinden kaçınca hepten bırakırsın ya öyle bir şey oldu.
Ancak "Golem ve Cin"in yorumunu bekleyen arkadaşlarım olduğu için en azından bunu 
yazmak istedim...Bu yorum sizin için arkadaşlar :)
kaplumbağa ben oluyorum bu durumda :)
Yazar : Helene Wecker
Orijinal Adı : The Golem and The Jinni
Yayınevi : Doğan Kitap
Çeviren : Can Yapalak
Kapak Tasarım : Geray Gençer
Sayfa Sayısı : 638
Adı üstünde bir kitap aslında..
Hayatları dönüp dolaşıp birbirine tutunan bir Golem ve Cin'in hikayesi.
Duygular ve anlatım çok güzel. Gerçekle fantazinin 
karışımı olmakla birlikte neden olmasın, mantıklı dedirtiyor. 
Benim beklentimi karşılamayan tek yanı,hareketlilik oldu. Hani fantastik kitap
deyince hep bir savaş hali,iyi kötü kargaşası,koşturmaca olur,
kahraman sonunda dünyayı kurtarır falan :) 
Bunda öyle bir şey yok..Herkesin kişisel dertleri var.Ortak bir kötülük de var muhakkak
ama tüm insanlık adına değil. Neyse daha fazla uzatmayayım,
beni paldır küldür sürüklemese de olur, bir Golem ve Cin'in yaratılış ve
aşk hikayesini dinlemek istiyorum diyenlere tavsiye edilir :)
Dipnot:Acaba ben de hiç uyumasaydım,vaktimi nasıl geçirirdim gerçekten merak ettim.
İnşallah yatıp tv izlemeye meyilli değilimdir :)


1 Eylül 2014 Pazartesi

Yeni Kitaplarım :)

Öncelikle izleyicilerim kaybolmuş :(tatile gittim geldim bir baktım yoklar..
yardımcı olabilecek arkadaşlardan tavsiyelerini beklerim..
İkinci olarak yeni kitaplarım gelmiş :) tatile gittim geldim bir baktım karşı komşudalar :)
Kötü haberi en kısa zamanda bertaraf edip kitaplarıma gömüleceğim efenim..
Bir süredir,özyaşam öyküleri,felsefik kitaplar falan derken canım sıkıldı..bu alışveriş
de dolayısıyla biraz fantastik oldu :)
1.
İlk kitabı "Gölge ve Kemik"i okumuş çok beğenmiştim.İlk iş buna başlayacağım.
Çok sabırsızım..Süper bir seri tavsiye ederim :)
 2.
Bilimsel anlatılardan da vazgeçemiyorum..Stephen Hawking bakalım ne demiş dedim ve aldım.
Okuyunca sizi bilgilendiririm :)
3.
Bir kaç blogger arkadaşta yorumlarını okumuş merak etmiştim..Bakalım nasılmış..Sizin tavsiyelerinizi de takip ediyorum arkadaşlar :) Bol bol kitap yorumu yapın :)
4.
Bu tamamen muamma. Ursula K.Leguin'in kapakta yorumu vardı.
Bu kadın boşa yorum yapmaz dedim ve aldım.
Hakeza "Kral katili güncesi" serisinde de yorumu
vardı,almıştım..Uzun zamandır okuduğum en en en süper,ayağı yere basan,sağlam fantastik kurguydu
diyebilirim.Kitaplar biraz pahalı ama değer,fantastik seri severler kesin okusun.3.sü de yakında
çıkacak ve hatta dizisini çekecekler sanırım.
Bu kitap da aynı etkiyi verir umarım.
Şimdilik bu kadar..Herkese keyifli okumalar :)
 


28 Ağustos 2014 Perşembe

Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı



Ne zamandır gördüğüm ve beğendiğim bir etkinlikti..Febris'in Günlüğü bu etkinliğe katılmak isteyen herkesi mimliyorum deyince kendime pay çıkardım ve araştırmalarıma başladım :)
bakalım neler varmış ???

1.Odamda Yolculuk-Rafta elime geçen ilk kitap..kuşlar ve kafeslerin renkleri çok hoşuma gitti..Kafeslerde hiç kuş olmaması da..


2.Karahindiba - Bakınca çocukluğumda üfleyip hayale daldığım günleri hatırladım..


3. F - Bazen bir harf çok mu şey anlatır ?


4.Ekşi Üzümler - Yapamayacağım şeyler de var..


5. Ekvator Hikayeleri - Her zaman yeni ufuklar,yaşanacak yeni hikayeler var..


6. Deli Kadın Hikayeleri - Siyah.En sevdiğim..Her kadının içinde böyle bir yanı var..


7. Mutlu Moskova - Kırmızıyı da en az siyah kadar severim..Mutlu olmayı ise kim istemez..


8. Kadın Krallığı - Yine bir kadın..Güçlü bir kadın..Sanırım kadın figürü dikkatimi çekiyor..


9.Japon Kültürü - Uzak doğu kültürü ilgimi çekiyor..Hakeza kıyafetleri de..


10. Deli Bal - Yine bir kadın,bu sefer belirsizlik uykusunda,uyanınca nasıl olur bilmem..


Olayın amacını kendimce değiştirdim gibi :) 
Benim için en güzel kapaklar,bana ne hissettirdikleriyle ilgili olmuş sanırım..
Benim insanlara bakışım da böyle aslında, herkes bana anımsattıklarıyla güzel.
Etkinliğe bulaşmamı sağlayan Febris'in Günlüğü'ne teşekkür ediyorum
ve Moriçe'yi mimliyorum.Şuan tatilde dönünce yazar artık :) Ve tıpkı benim gibi mimlenmek isteyen
herkesi mimliyor ve etkinliğe davet ediyorum..
Kapak deyip geçmeyin...

25 Nisan 2014 Cuma

Yosunca'da Hıdrellez Çekilişi Vaaar!


duruma göre bir şeyler daha ekleyebilirim
 Hıdırellez benim için hep eğlenceli bir aktivite olmuştur. Gül ağaçlarının altına resimler çizmeler, kağıtlar gömmeler sonrasında alıp yakmalar, dilekleri denize atmalar, denizde kayıkla açılıp mutlaka suyuyla elini ayağını yıkamalar...Velhasıl hurafe bile olsalar ben Hızır ve İlyas a.s nin o gece buluşup insanların dileklerini gerçekleştirilmesi için aracı olduklarına,bolluk bereket getirdiklerine inanıyorum.
    En son Hıdırellezde kalp çizdiğimin üstünden bir yıl geçmeden evlendim (aday ortalarda bile yoktu henüz) ve çok mutluyum :) Bu yıl yüzsüzlük edip daha fazla şey istemeyeyim de, ben de o gün birilerinin mutlu olmasına vesile olayım istedim. O yüzden "Gül" temalı hediyeler seçmeye özen göstererek bir Hıdırellez çekilişi hazırladım. Umarım bahar hepimize bolluk,bereket ve şans getirir :)





Katılım şartlarım :
1. Takipçim olmanız.
2. Blog sahibi olmanız ve çekilişimi fotoğrafıyla birlikte duyurmanız.(Çekiliş blogları hariç)
Başka bir şartım yok.
Lütfen adınızı/soyadınızı, takip ettiğiniz isminizi, e-mail adresinizi ve duyuru linkinizi mesajda bırakmayı unutmayınız.
Tabiki kargo tarafımdan ödenecektir,yurt dışına gönderim yapamayacağım için üzgünüm.
ÇEKİLİŞ 3 MAYIS AKŞAMI SONA ERECEKTİR. 5 MAYIS'TA ÇEKİLİŞ SONUCUNU AÇIKLAYACAĞIM.
Şimdiden herkese bol şans diliyorum :) Sevgiler...




21 Nisan 2014 Pazartesi

Yürüdüğüm Sokaklar 7-kendime notlarım,alışveriş önerilerim ya da bunun gibi şeyler / Manyas Kuşcenneti

Öğrencilik yıllarımızın coğrafya kitaplarında hep geçerdi ; Manyas Kuşcenneti, Kapadokya, Cennet-Cehennem mağaraları, Pamukkale...Ben de bunları hep merak etmişimdir. Şükür Pamukkale dışında hepsini gezmiş oldum :) 
yol tarifi

broşür ve bilet
Manyas eşimin memleketine çok yakın olduğu için yoldan geçerken o insanı dürten kahverengi tabelalardan birini devamlı görüyordum...Hadi gidelim hadi gidelim deyip dururken hava çokta güzel olmamasına rağmen bu haftasonu daha fazla ertelemeden beni götürmeye karar verdi ki o tabelayı her geçerken mızıldanmayayım:) Fazla uzatmadan anlatayım.
köyevinin içi
Bizim güzergah biraz dolaylı oldu, sabah kalkıp kahvaltı için Gönen'de Köy Konağı diye bir restoranta gittik. içi güzel döşenmiş,dışı yeşillik bir yer.Kahvaltı kişi başı 15 TL.Yarı serpme yarı açık büfe bir kahvaltısı var. Bu şu demek soğuklar masada, sıcaklar açık büfe piştikçe alıyorsunuz. Yiyemeyeceğiniz kadar çok çeşit getiriyorlar tüm gün yetiyor :) 
Ordan dolana dolana Manyas'a gitmeye başladık. Köy yollarından kıvrıla kıvrıla, kanola tarlalarının sarı renklerine baka baka ilerlerken elimde kameram bu yıl göremediğim bir şeyi aramaya başladım.
Ne mi?
Tabiki uçan leylek :) Göremezsem gezemiycem diye korkudan tarlaları tararken en son bir sürüye denk geldik ve biri tam da benim kadrajın önünden uçtu. Kuşcennetine gitmeden cennete kavuşmuş oldum :)
Leyleği havada gördüm :)
Biz biraz uzun yolu tercih ettik ama bence çok iyi oldu. Normalde bandırmaya giderken ki sapaktan çok yakın ama biz diğer taraftan göle gelmiş olduk. 
Yol üstünde bir kahverengi tabela daha vardı "DASKYLEİON" onu da geçmeyelim dedik ama boş çıktı. Açıklama levhası, kalıntıdan büyüktü :) İçeri girilmiyor,yazı da pek okunmuyordu. Her kahverengi tabela da mükemmel bir yere varacak diye bir şey yok..
Daskyleion
olay buymuş
Neyse görmüş olduk diyerek devam ettik, yaklaşık 1 saat sonra Manyas Kuşcennetine vardık. 

giriş

Giriş ücreti öğrenciye 2 , sivile 4 TL. Müzekart ve öğretmen kimliği malesef geçersiz. Bileti alıp içerideki büyük bir binaya geçtik. Orada bilgilendirileceğimiz söylendi. Binanın içine geçip bir bayanın yönlendirmesiye müze kısmına girdik.

Kuşcennetinin planı

müze kısmı
Bu kısımda bol bol doldurulmuş kuşlar var. Cinslerin isimleri yanlarında yazılı.Hatta bir tarafta yumurtaları ve bu bölgede yaşayan kuş dışındaki canlılardan da örnekler var(böcekler,balıklar,yılanlar vs.)

favorilerimden,peçeli baykuş
canlı yayın kuşları izliyoruz

 Yan odada ise kameralardan kuşların izlenebildiği bir kısım var. Çıkışta ise kimlik bırakarak dürbününüzü alıyorsunuz ve doğru gözetleme kulesinee. 
gözetleme kulesi
gözetleme pencereleri
Kuleye tırmanınca pencerelerden göl kenarına baktık ve bir sürü leylek,pelikan ve benim tanıyamadığım kuşu :) yuvalarında,dala tünemiş ya da suda gezinirken gördük. Ama bizim dürbünle kuş seçebilmemiz pek mümkün değildi :) Biraz bakıp sonra aşağı indik. Kuş cennetini de gördük diyerek dürbünleri teslim etmeye gittik. Malesef dürbünle bakmak dışında bir şey yapamıyorsunuz. Doğal ortamı bozmamak için yol dışına çıkamıyor,yüksek sesle konuşamıyorsunuz. Ben böyle sazların arasından falan geçip görecez kuşları sanıyordum ,fazla film izliyorum sanırım :) 
cennetten çıktıktan sonra göl kenarına indik bir ihtimal pelikan görürüz diye :)
Ama netice güzel bir gündü. Kahvaltısı , yolculuğu ve coğrafya kitabında geçen bir yerin daha üstünün çizilmesi beni mutlu hissettirdi. Gitmek isteyenlere yazın gidip Erdekte konaklayıp deniz+gönen+manyas yapmalarını tavsiye ederim...

Erdek hakkındaki yazım en yakın sıcak zamanda :)
Herkese keyifli gezmeler.

9 Nisan 2014 Çarşamba

Lucian - Gül Limanı Oteli - Seksek


Mısırdan gelen idam kararına benzedi benim yazımın başlangıcıda. üç kitap okuyup bir yorum yazabiliyorum ancak :( baharın gelmesiyle kendimi her fırsatta dışarı atar oldum...oturduğum sitenin bahçesinde oturup kalkıp kitap okuyorum..papatyalar, ağaçlar, çiçekler tam bir görsel şölen...ama dünya üstünde bazı insanlara yaşama hakkının verilmemesini düşünmek ise cehennem azabı...bir atımlık ömrümüz var zaten..rahat bıraksa herkes birbirini ne olurdu?
seksek

Yazar : Julio Cortazar
Orjinal adı :Rayuela
Çevirmen : Necla Işık
Yayınevi : YKY
Sayfa Sayısı : 645
Kapak tasarımı : Nahide Dikel
Bahar şenliğinin kütüphanede en uzun zamandır bekleyen kitap kategorisindeydi. başlayıp bırakmıştım yıllar önce, şenlik dolayısı ile tekrar elime aldım.
yapı itibariyle ilginç bir kitap. numaralandırılmış bölümleri var. ister 56. bölüme kadar düz bir şekilde okuyup hikayeyi öğrenebiliyorsunuz ve gerisini okumuyorsunuz. isterseniz de en başta verilmiş bir okuma planına göre  56 dan sonraki bölümleri de aralarda okuyarak çemberi genişletebiliyorsunuz. adı da bu yüzden seksek..hayatımız ve düşüncelerimiz gibi kitap da atlaya zıplaya gidiyor. bohem tarzda yaşayan bir adamın fransa ve arjantin maceraları diyebileceğimiz ana tema altında düşünsel katmanları olsa da okuması zor bir kitap...ben ikinci ele alışımda yine zorlandım..belki daha dingin bir kafayla okumak lazım...
gül limanı oteli

zorlu okuma maratonundan sonra gül limanı oteli gayet iyi geldi. kolay okunan, insanı rahatlatan bir kitap. yazarın daha öncesinden oldukça populer bir serisi de varmış. ben okumadım ama başında o serideki kahramanlardan bir kaçının bu kitapta yine yer aldığı yazıyordu. sevenlerinin yine içini ısıtacağını düşünüyorum.
bu sefer otelde geçen hikaye sahibinin ve müşterilerinin yaşantısını konu alıyor.

Orjinal adı : The inn at rose harbor
Çevirmen :  Filiz Karaman 
Kapak uygulama : Berna Özbek Keleş
Sayfa sayısı : 382


lucian

Yazar : Isabel Abedi
Yayınevi : Nemesis Kitap
Çevirmen : Müjde Tok
Kapak tasarım :Serhat Filiz
Sayfa sayısı : 511
hiçbir kitabını okumadığım bir kadın yazar kategorisi için seçtiğim bir kitap.
son dönem populer yazı biçimine uygun. fantastik ögeler içeren ama aynı zamanda gerçek hayatla iç içe bir kitap.
bir kızın aşk hayatını,ailesiyle yaşadığı sorunlarını, okul hayatını hatta en yakın kız ve erkek arkadaşını da  anlatan,kısaca her kızın içinde kendinden bir şey bulabileceği, bu yüzden de geniş bir kitleye hitap edebilecek bir kitap.
herkesin bir koruyu meleği vardır düsturundan yola çıkan yazar okurlarına herkesin aradığı gizemli bir aşkı sunmuş.

genel bir sonuç bildirecek olursam, ne zamandır aradığım yazı tadını bunlarda bulabilmiş değilim. lucian ve gül limanı oteli tatilde,yolda vs kolayca okunabilecek sürükleyici, oyalayıcı diyebileceğim kitaplar. seksek ise yazı itibariyle kaliteli ancak kendini zor okutan, yoran bir kitap..şöyle bir knut hamsung ya da jose saramago bulamadım henüz...arayışlara şenlik boyunca devam ediyorum...yeni yazarlar ve yeni kitaplar beni bekliyor :)
keyifli okumalar...


3 Nisan 2014 Perşembe

how i met your mother bitti ...


keşke hep böyle kalsaydınız
hayatımda resmen bir devir kapandı...yıllardır izleyip, her canım sıkıldığında beni güldüren tek eğlencem bitti..
bugün final bölümünü izledim 1 saat sürdü...Ted yine sonunda yapacağını yaptı :) böyle ağlamaklı 
ağlamaklı diziyi izlerken yuh deyip yine güldüm...bu dizi hep böyle..
as Barney said " himym was legend- wait for it -dery" :)
benzer bir diziyi en kısa zamanda keşfetmem dileğiyle...bilen varsa bilgilendirsin.lütfeeen...
acınacak haldeyim :)

31 Mart 2014 Pazartesi

yeni kitaplarımla günümü aydınlatmaya çalışırken..


bildiğiniz üzere dün ülke çapında bir seçim atlattık. sevinenler ve nerede yaşadığına hayret edenler oldu. sabah ilk iş internete girip sonuçlara baktığımda, yüzümü tek güldürebilecek şeyin kitaplarım olduğuna karar verip daha kahvaltımı etmeden bu postu hazırlamaya başladım. 
malum d&r da 5 tl ye kitaplar vardı, 50 tl ve üzerine de kargo bedavaydı :) ben ne var ne yok bir baktım ve aslında (bir ikisini blogger arkadaşlarımın yorumlarından beğenmiştim, bir tanesini de aşağıda açıklayacağım bir nedenden ötürü listeme almıştım) listemde olmamalarına rağmen bir sürü kitap beğendim :) yani alacaklar listem hala kabarık :) 


Gölge ve Kemik adlı kitabı Aradia's Chant'ın bir postunda görmüştüm..Polansky hakkında bir fikrim yok.


Limoni Ölüm'ü bahar şenliği için seçtim, F ise adı itibariyle ilginç geldi.


Babam Çalılığa Dönüşünce'yi hem Pinuccia'da hem Moriçe'de görmüş merak etmiştim. Lucian'ı da Aradia's Chant da görmüştüm. Kadın Krallığı kişisel merakımdır :)



Bu kitabı ise yapmak istediğim bir çekilişin konseptine uygun olduğu için seçtim.  Becerebilirsem Hıdrellez için bir çekiliş düşünüyorum...O yüzden adında "gül" geçen bir kitap istedim...hem de bahar şenliğinin çiçek kategorisine uyuyor...ama olur da çekilişi yapamazsam, bu kitap hediye niyetiyle alınmıştır, takipçilerimden birine mutlaka hediye edeceğim :)
Hayat devam ediyor..Keyifli okumalar..

4 Mart 2014 Salı

hediye kitap yorumum- Carlos Ruiz Zafon / Cennet Mahkumu

hepsi benim kitap kazanmama şaşırmış olsa gerek...by YCK
  Pinuccia'nın kış şenliğinde Ocak ayı sonuçlarında ilk üçe girdiğim için bu kitabı hediye ettiler.. bir daha da rüyamda görürüm her halde :)
Altın Kitaplar'ın hediyesi olan kitap 296 sayfa.
Orjinal Adı : The Prisoner of Heaven
Çevirmen :Füsun Doruker
Kapak tasarımcısını yazmamışlar !
Editörün yazısından benim özetim :
  Bu kitap "Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı" evreninde yer alan üç romandan birisiymiş. Diğer ikisi :
1.Rüzgarın Gölgesi
2.Meleğin Oyunu
Tek tek, her hangi bir sırayla okunabilirlermiş. Karakter ve ana temayla birbirine bağlanıp öyküleri farklı yollardan araştırma olanağı sağlıyorlarmış ve bu yollar birbirine örüldüğünde öykünün kalbine gidiyormuş.
    Kitap bir çok açıdan hoşuma gitti.. bir kere kitapçıda başlıyor...Bir kitaba yazılı bir iki satırla gizeme sürüklüyor....Bu satırlarla bir hayata girip,geçmişte olanları anlatıyor ve bizi bir yazarla tanıştırıyor. Bu yazar sayesinde yukarıda adı geçen Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı ile bağlantı kuruluyor.
   Anlatımı sade ve içten...kendini okutuyor...sıkmıyor...merak uyandırıyor..
   Bir kitabın konusu kitaplar olur da ben okumaz mıyım ? tabi ki okurum...ben ki "mesajınız var" adlı filmi kitapçıda geçiyor diye kaç kez izlemişimdir :) diğer iki kitabı da tedarik eder etmez okuyacağım..
   Herkese tavsiye eder keyifli okumalar dilerim....

  • Kitabın sonunda notlar kısmı ve sık sık okunması gereken ölü yazarlar listesi var..listeyi buraya yazıyorum ve "challenge accepted" diyorum...listedeki her yazardan en az bir kitap okunacak!

1. Charles Dickens   
2.William Faulkner
3.Chorlette Bronte
4.John Dos Passos
5.Emile Zola
6.Honore de Balzac   
7.Victor Hugo   
8.Alexandre Dumas  
9.Graham Greene
10. Raymond Chandler
11.James M. Cain

bazı sevdiğim yazarların adı listede yok,benim için denemediğim bir liste sayılır...yeni yazarlar ve kitaplarla tanışacağa benziyorum..birkaçının kitaplarını küçükken okumuştum ama doğru düzgün hatırlamıyorum. tekrar okuyacağım..
tick olmayan yazarlardan birer kitap seçip okumaya çalışacağım :) yeni görevim hayırlı uğurlu olsun :)

26 Şubat 2014 Çarşamba

Daha - Hakan Günday

Kapak Tasarımı : Geray Gençer
Kapak illüstrasyonu :Emre Orhun
Sayfa Sayısı : 417

Kapak bilgilerini yazdıkça Hakan Günday'ın kitap kapaklarını hep aynı isimlerin tasarladığını daha yeni farkettim :D
Az'ın hemen sonrasında Daha'ya başladım. bu sefer de insan kaçakçılığı yapan bir örgütte babası çalışan Gaza adında bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Gaza çok zeki,yetenekli ve sosyolojiye deneysel anlamda ilgi duyan bir çocuk olarak kaçakçılığı tam bir insanlık deneyi olarak ele alıyor ve bizi farklı boyutlara taşıyor.
Az'da adı geçen örgüt burda da var ama pek bahsedilmiyor. Yazarın tüm kitapları gibi yine arka plandaki sosyal konunun çok önemli olmasına rağmen kişi aracılığıyla olayı değil, olaylar sayesinde kişinin psikolojisini keşfediyoruz. Ben psikolojiye bulanıp, tek kişi etrafında dönen çok az kitaptan böyle keyif almışımdır.
Rönesanas dönemindeki dört temel tekniğin tanımlarıyla bölümlere ayrılan kitap "Babam bir katil olmasaydı, ben doğmayacaktım..." diye başlıyor ve bu cümle dönem dönem karşımıza çıkıyor..Kitabın adı olan Daha kelimesi de kaçakların ezberlediği nadir kelimelerden biri olarak sık sık geçiyor.
Altı çizili cümle hatta paragraf sayısı çok fazla. hatta bir ara kitap mahvolacak diye satırların yanına işaret koymaya başladım. buraya hangi alıntısını yazsam bilemiyorum.arka kapaktakini nasıl olsa kitaba bakarken okursunuz ben kendimden bir iki satır seçeyim..
Devamlı talaş serip,temizlemek zorunda olan Gaza için talaşın anlamı :
"Talaşın tek işi buydu:Boktan bir geçmişi emmek ve daha da boktan bir geleceğe zemin hazırlamak..."
Biraz uzun ama benim için anlamlı :
"...Ne de olsa insanoğlunun onur meselesi haline getirebileceği pek bir şeyi de kalmamıştı. Örneğin, dürüstlüğü onur meselesi haline getirmesi için artık çok geçti. Çünkü biyolojik gerçekler bir günde değişse ve insan yalan söylediği anda ,beyin kanamasından ölse,dünya öyle boşalırdı ki dinazorlara yeniden yer açılırdı! Ya da örneğin ,kaynakların adil adil paylaşımı gibi bir kavramı da onur meselsi yapamazdı. Asla,ortaya çıkıp, "ya bu dünyada tek bir aç bile kalmayacak ya da kendimi öldürürüm ! Böylesine şerefsiz bir hayata dayanamam!" diyemezdi.Hele çocuklarla ilgili hiçbir şeyi onur meselesi yapamazdı.......Dolayısıyla,onur meselelerinin bile gerçekçi bir tarafı olması gerekiyordu.Örneğin kadınlar ve bekaretleriyle ilgili olması çok daha mantıklıydı!İşte bu gerçekçi bir onur meselesiydi!Ya da bir kan davası!Ya da inandığı dinin tartışılması!Ya da ahlakının eleştirilmesi!Ya da içinde yaşadığı kafesin sınırlarıyla oynanması!Bunlar çok daha mantıklı konulardı ve sürdürülebilir ekonomiye zerre kadar zararları yoktu...."

Kendinizden korkmuyorsanız keyifli okumalar...


2 Şubat 2014 Pazar

kış şenliği tamamlanmıştır :)

       
Pinuccia'nın kış şenliğini nihayet tamamladım :) nihayet derken iyi ki bitti anlamında değil, kenarda birikip bekleyen,gözlerini gözlerime dikmiş sabırsız kitaplara artık başlayabileceğim için öyle dedim...kitapları bulmak, yorumlamak ve okumak bir zevkti...yakın zamanda bir şenlik daha olur da ona katılırım inşallah :) ocak ayı raporumu zevkle yazıyorum...şimdiden herkese keyifli okumalar..



1)10 puan: Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara

    Tefeciler – Arthur Hailey – Altın Kitaplar – 474 (Okul kütüphanesinden )

2)15 puan: 600 Sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
   Çingenem – Zaharia Stancu – Bilgi Yayınevi – 607 s

3)40 puan: Bir üçleme veya aynı seriden 3 kitap okuyanlara.
      Çember Serisi -  Ted Dekker - Martı - Siyah (607)
                                                               Kırmızı (599)
                                                                Beyaz (545)

4)30 puan: Okumayı yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
     Matilda  -  Roald Dahl  -  Can Çocuk   -  252 s (1988 ‘de basılmış )

5)20 puan: Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere
        Hobbit-   J.R.R. Tolkien  -   İthaki  -  425 s  (1 ve 2. filmini izledim. 3.yü bekliyorum J)

6)25 puan: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.
     Atatürk'ün uşağının gizli defteri - Cemal Granda - Kentkitap - 392 s

Toplam puan : 140
Toplam sayfa :3901

17 Ocak 2014 Cuma

Matilda


 
 Kış şenliği kapsamında okuduğum kitaplardan beni en çok mutlu edenlerden biri Matilda oldu. Okuma yazma öğrendiğim yıl olan 1988 de ilk kez basılmış olan kitap "Çarlinin çikolata fabrikası" gibi bir çok ünlü çocuk kitabının da yazarı olan Ronald Dahl'ın eseri.

   Kitap okumayı çok seven ve çok küçük yaşlarda okuma öğrenen,oldukça zeki bir kız olan Matilda'nın çok ilgisiz, tamamen TV bağımlısı bir ailesi ve çok otoriter bir müdiresi vardır. Ve Matilda'ya yaptıkları şeylerin cezasını muhakkak çekeceklerdir :)

   Resimlerle süslenmiş olan kitap beni çok eğlendirdi ve bana yıllar önce izlediğim bir filmi hatırlattı. Ve hatta o filmden ezberlediğim ve daima kardeşlerime söylediğim bir sözü de :
 " Ben büyüğüm,sen küçüksün
    Ben haklıyım ,sen haksızsın
    Ve bunu asla değiştiremezsin"
   
    Bu söz kitapta olmamakla birlikte (az önce araştırıp bulduğum) filmde yineleniyordu ve despotluğa demek ki! yatkın olan ben bunu yıllar önce ezberlemişim ve söyleyip duruyorum hala :) Gerçi Matilda bu sözü söyleyenleri pişman etti ama Allah'tan benim çevrede Matilda gibi biri yoktu :)


    Velhasıl 1 günde okuyup bitirdiğim kitap, hem ilk okuduğum yılları, hem yıllarca önce izlediğim bir filmi ve işime geldikçe tekrarladığım yukardaki nakaratı bana hatırlattı :) Hafif bir kitapla mutlu olmak isteyenlere tavsiye edilir....Keyifli okumalar....